Türkiye kazanır

, 26 Eylül 2009 Cumartesi 0 yorum

Raki içersen;

fabrikasi kazanir, dagitimcisi kazanir, bayileri kazanir,

bakkaldan alirsin bakkal kazanir...

manav ve peynirciler kazanir, mezeciler kazanir, balikçilar kazanir,

anason üreticisi çiftçiler kazanir, sise üreticisi kazanir,

nakliyeci kazanir, taksiciler kazanir...

meyhanede içersin meyhaneci kazanir, asçi kazanir, garson ve komi kazanir...

efkarlanirsan telefon edersin; Turkcell kazanir, Vodafone kazanir avea kazanir..

Içtikçe azarsin azdikça ruslar kazanir condom endüstrisi kazanir..

Içtikten sonra olur ya kaza yaparsin;

kaportaci kazanir, tamirci kazanir,

hastaneler kazanir, doktorlar kazanir... polis çevirmede kazanir, kaza da daha da kazanir.. ekstradan 2.000TL kazanir.

Allah (C.C) göstermesin ve gecinden versin amma ölürsen; mezarcilar da tabutçular da imamlar da, çiçekçiler de kazanir...

Velhasil tüm Türkiye Kazanir...

Için , ekonomiye can verin...

Türkiye için 7-8 duble de siz için..


Ben içmiyorum, içeni yanıma yaklaştırmıyorum, kimseye de tavsiye etmiyorum =)

Close your eyes, escape this town for a little while

, , , , 23 Eylül 2009 Çarşamba 0 yorum

banliyö 13 ultimatom
21 filmi

Şifayı kaptık sanırım..

Belki de kapına dayandı çoktan yeniler...


Hareketli şarkı, adamım Murat Boz'la duyurdu ismini Murat Dalkılıç ve gerisi geliyor ;)
Okul başlamadan önce nezle oldum sayılır, kötü haber bu. İnşallah pazartesiye kadar atlatırım şu nezleyi.
Artık rüyalarıma hükmedebiliyorum sanırım, yada bilinçaltıma da diyebilirim. Bu sabah görmek istediğimi 3 defa ardarda gördüm. Uykum aralarda bölünmesine rağmen. Ablası evleniyormuş, mutluluklar dileyelim...

Bu ara filmlere sardım, favorim 21 ve tabiki başrol Ben Campell. İkinci sırada Banliyö 13 serisinin 2. filmi geliyor Banliyö 13 Ultimatom. Damian ve Leito iş birliği. Güzel filmler izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Ve ben onu unutacağım
Gece gibi ona uzağım...


Bazen gözlerinizi kapatıp hayal kurmak, yaşamaktan öte gelir.

And my daddy said stay away from Romeo

, , , , , , 13 Eylül 2009 Pazar 0 yorum


Ee yavaştan başlıyoruz döneme, yarın ders seçimi. Şimdi çalışıp hangi hocaları seçmem gerek onları araştırmalıyım. Tam bir kabus bu kayıt dönemi. Acaba kaç üniversitede oluyor öğrencinin o dönem seçmek istediği hatta okumak mecburiyetinde olduğu dersi kontenjan azlığından alamayıp okulunu uzatmak zorunda kaldığı. Yalnız bizim üniversitede sanırım bu işkence. Çift anadal okuyanların yada İTÜ'de okumaya çalışanların işkencesinden hiç bahsetmiyorum. Düşünün ders seçimi için çeşit çeşit algoritmalar hazırlayan birinin umudu sis'in ona geç cevap vermesiyle tamamen yerle bir olabiliyor. Yarın için hayırlısını diyelim bakalım. Bende elimden geldiği kadar az çok birşey hazırladım, yine üstten ders almayı ihmal etmedim :) Geçen yaz okulunda kendime çoğu şeyi kanıtlayıp akıllandığımı az çok ortaya koydum. Bu dönemin bu bilinçli zekayla daha iyi olacağından eminim.



Tek üzüldüğüm diferansiyel denklemler dersini tatlı mı tatlı ders anlatan Gülçin Mihriye Muslu hocamdan alamayışım. Onun için programda Türkçe olan diferansiyeli İngilizce almayı bile göze almıştım :(. Geçen dönem mat2 dersinde tanışmıştım ve matematiği bu kadar hayatla birleştirebildiği için hayran kalmıştım ders anlatımına. Zaten kendisi bölüm 2.si olarak bitirmiş üniversiteyi. İşini kızı kadar seviyor :) Benimde ilgilendiğim fakat Türkiye'de şuana kadar çoğu matematikçinin çakmadığı, hatta ve hatta hiç bilgi sahibi olmadığı Blow'la ilgileniyor. İmkanı olsa Nobel ödülü dahi alabilecek bir hoca =) Bir de unutamadığım 10.sınıftaki matematikçi İlkay Hoca'mdır. Geçen ziyaretine gittim. Bizim liseden ayrılmış, Hüseyin Avni Sözen'e geçmiş. Üsküdar Anadolu'da değerini bilememişlerdi, şimdi Hüseyin Avni Sözen'de el üstünde tutuluyor. Bilgili ve öğrenci gözlemlerinde hiç yanılmayan bir öğretmen. Madem matematikten gidiyoruz bana matematiği sevdiren kadın Belgin Deniz Kakilli'ye değinmeden geçemeyeceğim. Netten şimdi araştırırken Halil Türkkan'a geçtiğini öğrendim. Eskiyi hatırladıkça hep mutlu oluyorum. Ben harbiden güzel bir okul hayatı geçirmişim ya ;)

Taylor Swift

, , , 10 Eylül 2009 Perşembe 0 yorum

taylor swift
taylor swift
Son yazımda yeni aşkım Taylor Swift'ten bahsetmiştim, aslında tek bir şarkısını dinletmek istedim "you belong with me!". Bu şarkıyla number one'ı dinlerken tanıştım. Az değişk tarzda geldi, hikâyeyi de anlatayım hemen;
Taylor'cım okul takımında olan tipsizin teki Lucas Till'e aşık. Ama bu tipsiz ponpon kızların kaptanı taş bir kızla flörtte. Lucas'ı kıskanıyor tabi Taylor'cım , neyini kıskanıyorsa o tipsizin. Neyse bir gün maçtan sonra ponpon kızların kaptanı takım oyuncularından birine pas atıyor. Bizim tipsiz Lucas'ın gözünden de kaçmıyor tabi bu. Hemen kızıyor napıyon lan sen elin adamıyla sürtüyorsun falan derken çekip gidiyor. Taylor'cım üzülsede elinden bir şey gelmiyor. Buarada aşkımla Lucas karşılıklı evlerde oturuyor, camlarda ellerinde yazılı kağıtlarla iletişim kuruyorlar derken Lucas o sinir ve hüzünle eve geliyor, aşkım bakıyor Lucas üzgün n'aptın durum nedir lukican diyor. Lucas, taş kız gidince hemen yedektekine yazıyor. O gece balo var ona davet ediyor, Taylor hemen çıkışıyor tabi; ben senin bildiğin kızlardan değilim gelemem filan, Lucas alıyor boyunun ölçüsünü yalnız başına partiye gidiyor. Gece olunca Taylor kıyamayıp partiye gidiyor. Tipsiz lukican bizim fıstığı görünce hemen kollarına koşuyor, arada ponponların kaptanı taş kız yoluna çıkıyor, bir tekme ona. Sonra doğru Taylor'ımın kucaklarına.
Henüz 20 yaşında Taylor Swift. 13 yaşında başlamış profesyonel olarak müzik hayatına ve 7 yılda bu dereceye gelmiş. Keşfetmek için biraz geç kalmışız sanırım :) Dünya'yı geziyor ama daha Türkiye'ye gelmemiş. Bir Amerikalı olsaydım kesinlikle tanışmış olurdum Taylor Swift'le. Hiç değerini bilmiyorlar :) Aa Taylor yalnızca müzik dalında yetenekli değil, kendisi ayrıca bir oyuncuda. Filmografi'ye bakınca Hannah Montana'yı gördüm. 2. sezonunda rastladım ben Hannah Montana'ya. Ama hiç rast gelmemiştim Taylor'ıma. Gerçi dünya tatlısı Miley varken normaldir =)

Have you ever thought just maybe

, , , , , , , , 05 Eylül 2009 Cumartesi 2 yorum

Ben bu Ankara'yı hiç göremeyeceğim sanırım. Kaçıncı kez niyetlendim, en sonuncusu dündü, gidemedim kısmet olmadı bir türlü. Ama artık yeni felsefem gezmek oldu, olabildiğince gezip öğrenmek, tabi deniz ağırlıklı olacak gideceğim yerler...

deniz manzarası

Buarada dün akrep öldürdüm daha doğrusu boğdum, tuvaletteki maşrabanın(bizim orda maşırbada deniyor) içinde kardeşim görmüş akrebi, sağa sola oynuyor çıkmaya çalışıyordu gördüğümüzde, nasıl nerden geldi hiç fikrim yok ama ilk gördüğümde baya bir tırstım, ne yapıp ne edelim derken madem bu çıkamıyor boğalım bunu suda dedik kardeşimle. 2-3 bardak su döktük üzerine, baktım tip hâlâ çırpınıyor, bir de bir kulaçlar bir kulaçlar sanırsınız ters kelebekte madalya için yüzüyor. Biz de kardeşimle bakıp muhabbet ediyoruz, hayvancağıza karşı binbir türlü işkence geldi aklıma.

Son Konular

Arkası Yarın

12 Mart 2010 tarihinden itibaren yayınlanmaya başlayan arkası yarın yazı disizine buradan ulaşabilirsiniz;
Arkası Yarın

Son yorumlar

Alexa

Rss Okuyucuları

Powered by FeedBurner

Webmaster Arşivi